1 / 4Sepetçilik: şelek, çöte, yiğ sepeti
Giresun'da sepetlere "harar" ve "şelek" de denir ve yapımında genellikle fındık ağacı kullanılır. Tüm Doğu Karadeniz'de olduğu gibi burada da hemen bütün köylerde sepet örmeyi bilen kişiler vardır. En çok üretilen ve kullanılan tür, fındık toplamak için örülen şelektir: şeleğe ip bağlanır ve bu iple bele tutturulur, böylece bahçede rahat hareket edilir. Fındık sepetleri büyüklüklerine göre adlandırılır. Elde taşınan en küçüklere "yiğ sepeti" denir ve bunlarla fındık ya da başka meyveler taşınır. Kola takılarak taşınanlar "kol sepeti"dir ve örme sapları vardır. Fındık toplarken bele bağlananlara "çöte", kol sepetlerinden büyük olanlara "bilekder sepeti" denir. Sonbaharda dökülen yaprakları taşımak için de fındık veya kestane çubuklarından örülmüş büyük boy sepetler kullanılırdı.
2 / 4Ahşap işçiliği: serenti, külek, beşik
Ahşapla yapılan yapı ve eşyaların başında serenti gelir. Dört direk üstüne kurulan, ağaçların kalın tahtalar hâline getirilip üst üste dizilmesine dayanan bu ek yapı Rize'de nayla, Trabzon'da serender adını alır; tahıl, meyve ve sebze kurusu saklamak için kullanılırdı. Çatılar "hartama" denilen ince kalaslarla örtülür. Süt ve yoğurt gibi sıvıları taşımak ve saklamak için kullanılan külek genellikle ladin ağacından yapılır; yer sofraları içinse sert ağaçlar tercih edilir, çünkü ağaç ne kadar sert olursa eşya o kadar uzun ömürlü olur. Çanakçı ilçesi, asırlardan bu yana ahşaptan kap, kacak ve çanak yapan ustaların bulunduğu bir yerdir ve ilçe adını da buradan alır. Görele'de şimşir kaşık yapımı hâlen sürdürülüyor; Görele'nin Şenyuva köyünde el yapımı beşik imalatı devam ediyor ve bu beşiklerde ahşap parçalar geçme usulüyle bağlanır, tutkal ve çivi kullanılmaz. Saz teknesi yapımında ise renk, görüntü ve ses bakımından dut, ardıç ve venge gibi ağaçlar tercih edilir.
3 / 4Bıçakçılık, bakırcılık, demircilik
Giresun, 19 ve 20. yüzyılda el yapımı bıçaklarıyla meşhur illerden biriydi; 2000'li yıllara gelindiğinde tek bir atölyede bıçak yapımı sürüyordu. Giresun bıçaklarının en büyük özelliği dayanıklılığı ve keskinliğidir. Yörede "pancar bıçağı" olarak geçen lahana bıçağının sapı şimşir ağacından yapılır, ayırt edici özelliği ağzının boydan boya keskin olmasıdır ve ağzı körelmeden yirmi otuz yıl dayanır. İnce ve uzun olduğu için "yılan deliği çubuk bıçağı", bir dönem sivri uçlu bıçaklar yasaklandığı için uçları yuvarlatılan "kanun bıçağı" ve fındık sepeti yapımında kullanılan "çubuk bıçağı" diğer türlerdir. Yakın çevresinde zengin maden yatakları bulunduğu için bakırcılık da gelişmişti; 1990'lara kadar güğüm, tencere, kazan, tepsi, sini, bakraç, maşrapa ve kevgir yapılan atölyeler, plastik ve fabrika üretimi gereçlerin yaygınlaşmasıyla azaldı ve kazancılar yokuşunda bugün sadece kalaycılar kaldı. Demirciler ise geçmişte kazma, kürek, balta, çapa, tırpan ve orak üretirdi; bugün bir kısmı kuzine soba, bir kısmı korkuluk yapıyor.
4 / 4Tamzara bezi dokuması
Şebinkarahisar'ın Tamzara Köyü'nden adını alan Tamzara Bezi Dokuması'nın tarihi yüzyıllara dayanır. Geçmişte daha çok atlet, sofra bezi, havlu ve çarşaf gibi ihtiyaçlar için dokunan bez, bugün hediyelik ürünlere dönüşmüş durumda. Dokumanın çıktığı Tamzara Mahallesi, çanak şeklinde bir vadinin içinde yer alan çok eski bir yerleşim yeri ve Kentsel Sit Alanı ilan edilmiş durumda. Görele yöresinde ise el sanatları arasında beşik, minyatür, gemi yapımı, dövme, ağaç oymacılığı, kemençe, saz ve ud yapımı yaygın olarak sürdürülüyor. Giyim tarafındaki dokuma geleneği için yöresel kıyafet başlığına bakılabilir: erkek giyiminin ana kumaşı, keçi yününden yapılan ve "çöpür" denen siyah bir dokumadır ve 25 santim enlilikte, "kazık" denilen dokuma tezgâhında elle dokunurdu.