1 / 4Ada'da Kutsal Heykel
Anlatıya göre altından yapılmış bir heykel, uzun bir yolculuğun sonunda Karadeniz'in tek adası olan Aretias Adası'na, yani bugünkü Giresun Adası'na getirilir. Heykeli almak için adaya kırk kez saldırı düzenlenir ama hiçbiri başarılı olmaz. Giresun şehrinin kurucusu kabul edilen Kral Farnakes şehre egemen olunca altın heykeli adadan alıp Kale'de bir tapınağa yerleştirir. Buraya Kale'deki Kufa Kuyusu'ndan su bağlanarak su kutsanmış olur; bu suyun Lonca Mahallesi'ndeki Meryem Ana kaya kilisesinin çeşmesine akıtıldığı rivayet edilir. Daha sonra Bizans hâkimiyetine giren Giresun'dan kutsal heykel kaçırılır ve kaybolur. Efsanenin adaya ve kaleye birlikte bağlanması, iki yerin şehir hafızasında nasıl eşleştiğini de gösteriyor.
2 / 4Seyyid Vakkas
Seyyid Vakkas, anlatıda İslam dinini yaymak için Karadeniz Bölgesi'ni tercih etmiş bir savaşçı olarak geçer. Efsaneye göre Giresun'a bir fındık kabuğuyla denizleri aşarak gelmiş, emrindeki kuvvetleri de bir fındık içiyle günlerce beslemiştir. Giresun Kalesi'nin denizle buluştuğu noktada yer alan kilisede gizlice bilgi toplamaya çalışırken fark edilir ve yakalanmak istenir; o savaşmayı seçer ve bir kılıç darbesiyle kellesini yitirir. Kopan kellesini kolunun altına alarak uzun süre savaşır, bu hâlde Kale eteğine kadar gelir; bir kadının hayretle çığlık atması üzerine sırrı ifşa olduğu için düşer ve ölür. Olay halk hafızasında yer eder ve zamanla mezarı üzerine bir türbe inşa edilir. Türbe, Kapu Mahallesi'nde ve 19. yüzyıldan kalma; Valilik, Fatih Sultan Mehmet zamanında büyük yararlılıklar göstermiş bir Uç Bey'ine ait olduğunu belirtiyor.
3 / 4Al Kızı ve Sağrakgöl
Dereli ilçesinin Kızıltaş yaylasında, suyu soğuk ve derin olduğu için kimsenin girmeye cesaret edemediği Sağrakgöl adlı gizemli bir göl olduğu anlatılır. Köyün iyi kalpli çobanı, kaybettiği koyunlarını ararken gölün kenarında bir ipek mendil bulur; mendilin sahibi gölde yüzen uzun saçlı bir peri kızıdır. Çoban mendili alıp eve döner, peri kızı da onu takip etmek zorunda kalır; sonra evlenirler ve çocukları olur. Yıllar sonra yine gölün kenarına geldiklerinde peri kızı mendilini geri ister; çoban verir, peri kızı gölün suyuna ayağını dokundurunca ilk günkü gibi gençleşir. Giderken bir dilek bırakır: evi bir al evi olsun ve lohusalar orada şifa bulsun. O günden beri Kızıltaş'taki bu ev "al ocağı" olarak anılır. Efsane, yayla göllerinin yöre inanç dünyasındaki yerini gösteren en açık örneklerden biri.
4 / 4Gelinkaya ve Pir Aziz
Giresun'da halkın Gelinkaya diye adlandırdığı ve efsane bağladığı iki mekân var. Biri Görele taraflarında, Sisdağı'nın güneybatısında ve Çanakçı'ya bağlı Kuşköy'ün doğusuna düşen doğal bir kayalık: Sisdağı'nın yamacına yaslanmış, otuz kırk metre yükseklikte ve bebeğini sırtında taşıyan bir kadın görünümünde. Anlatıya göre ineğini yaylada yitiren genç gelin, karanlık bastırınca eve de dönemeyeceğini anlar ve taş olmayı diler. İkinci mekân Merkez ilçeye bağlı Mesudiye köyünde, üst üste oturmuş iki ilginç kaya; buradaki anlatı sevmediği biriyle evlendirilmek istenen genç kızın, gelin alayının önünde at üstünde taşa dönüşüyle biter. Aynı yörenin bir başka anlatısı da bir ilçe adını açıklar: Piraziz'de türbesi bulunan Şeyh İdris'in, bir mucizeye tanık olduğu mollası Aziz'e "Pir kişi olasın, adın da bu yerlerde bâki kalsın" diye dua ettiği ve bölgeye bundan sonra Pir Aziz'in adının verildiği anlatılır.